Rss Feed

İzmir Reklam Akademisi




Sanat ve Tasarım Eğitimi almak isteyenleri İzmir Reklam Akademisi'ne bekliyorum.

Eğitimlerimiz Arasında

Güzel Sanatlar Fakültelerine Hazırlık;
Grafik Tasarım
Resim
Moda Tasarımı
Fotoğraf
Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Sınavlarına Hazırlık sınıflarımız.
-------------------------------------------------------------------

Ayrıca Grafik Tasarım ve Web Tasarım Eğitimleri (Dünyanın neresinde olursanız olun bu eğitimleri on-line olarak alabilir, Grafik ve Web Tasarımcı olabilirsiniz.)

-------------------------------------------------------------------
Bu eğitimler Dışında Proje Eğitimleri;

Afiş Tasarımı
İllustrasyon
Banner Tasarımı
Ktalog Tasarımı
Reklam Fotoğrafı Çekimi
Camera Raw
Stand Tasarımı

Web Sitemizdeki tıklayın arayalım formunu doldurun, biz sizi arayalım,
Hemen on-line eğitime başlayın

Vectorel Studio Sitemizi Tazeledik

Vectorel Studio / İnteraktif ajansımızın web sitesini tazeledik :) flash tabanlı "hayal adamız" bundan böyle HTML/ CSS tabanlı olarak karşınızda :)

http://www.vectorelstudio.com

VS Magazin 12. Sayısı Yayında

VS Magazin'e ücretsiz Üye olan herkese Fotolia’ya kayıtta 3 kredi ve kredi alımlarınızda %20 Bonus Kredi HEDİYE http://www.vsmagazin.com

VS Magazin Web sitesini yeniledi

Görsel İletişim Sanatları Dergisi VS Magazin, yeni web sitesi yayına girdi,
derginin içeriğinde bulunana portfolyo, röportaj ve güncel haberler artık web sitesinden de görüntüleyebileceksiniz, ayrıca konu hakkında yorumlarınızı yazarak siteye katkıda bulunabilrsiniz. Keyifli okumalar
http://www.vsmagazin.com

Vs Magazin 7. Sayısı On-line yayında

Vs Magazin 7. Sayısı On-line yayında
Aşağıdaki Linkten ulaşabilirsiniz,
http://www.vsmagazin.com/7/sayi7.swf

VS Magazin 1. sayısını arşivinize ekleyin


Türkiyenin İlk Online Görsel İletişim Sanatları Dergisi VS MAGAZİN artık eski sayılarını pdf olarak sunuyoruz, arşivinize ekleyebilirsiniz.

Aşağıdaki linkten indirebilir, yeni sayılar için ise http://www.vsmagazin.com adresinden inceleyebilirsiniz.

http://rapidshare.com/files/22388439...AYI_1.rar.html

özge mardi * i love graphic design: TRT Videolarım

özge mardi * i love graphic design: TRT Videolarım

VS Magazin Türkiye'nin ilk on line görsel iletişim sanatları dergisi


Türkiye'nin ilk on-line görsel iletişim sanatları dergisi VS Magazin Kasım 2008 de il sayısını çıkardığı günden itibaren yoğun ilgi ile okunuyor.


İçeriği ve tasarımı Vectorel Studio yaratıcı ekibi, alanında uzman tasarımcılar ve eğitmenler tarafından hazırlanan VS Magazin, görsel iletişim tasarımı prensiplerini ve görsel tasarımda birer araç olan güncel tasarım programlarını, tasarımcı ve tasarımcı adaylarına dijital ortamda ulaştırmayı hedeflemektedir.

Görsel ve Yayın Yönetmenliğini Özge Mardi’nin yaptığı VS Magazin on-line dergi, dijital medya da görsel iletişim sanatlarıyla ilgili güncel ve yol gösterici bilgilerin on-line dergide yeralmasını hedeflemekte.

Derginin ilk sayısı içeriğinde; Görsel İletişim Sanatları ile haberler, yarışmalar, güncel siteler, temel görsel sanatlar ilkeleri, multimedya tasarımı, özgün baskı, tipografi, portfolyo bölümleri gibi konuk yazarlara da yer verilmiştir. Görsel iletişim sanatlarında birer araç olan güncel tasarım programları Adobe Illustrator, Photoshop, Indesign, 3D Max, Fotoğraf bölümleri yer almakta.

Grafik Tasarım ve İletişim

Grafik Tasarım ve İletişim

İLETİŞİM

İletişim, “Düşünce, duygu ve olayların, bireylerden bireylere ve bireylerden, toplumsal kümelere, toplumlar arasında söz, el-kol hareketleri (beden dili), yazı, görüntü v.b. aracılığı ile değiş-tokuş edilmesini sağlayan toplumsal etkileşim süreci” olarak tanımlanır.

İletişim Olgusu

Sosyal çevreden kişiye ulaşan her yansıma bir algılama kavramını birlikte getirir. İletişim diye tanımladığımız bu yansımalar genelde duyularımız yardımı ile meydana gelir. Bu anlamda insan algısı 2 türlü iletişim kurmaktadır.● Görsel İletişim● İşitsel İletişim İnsan çevreden kendine yansıyan mesajlara karşı bütün duylarıyla alıcı durumundadır. Etrafından gelen mesajların hızı, yoğunluğu, şiddeti, nicelikleri ve etkileşim gücü oldukça önemlidir. İnsan davranışları içinde bulunduğu toplum tarafından biçimlendirilir. İnsanların gereksinimlerini karşılamak için tasarlanacak ürünlerde iletişim de önemli bir faktördür.

Sözsüz İletişim

Sözlü dilin gerçekleşmesinden önce ortaya çıkmıştır. Üç önemli öğesi işaret, gösterge ve simge’dir.

İşaret

İşaretler yazılı veya sözlü dile denk düşecek şekilde kodlandıkları zaman geniş anlamlar taşırlar, kitlelere ulaşabilirler. İşaretler bir durumu, eylemi ya da bir olayı işaret eden görsel elemanlardır. İşaretler doğrudan ve kesin çözümlerle mesajını iletirler, bunun yanı sıra sembollerin üzerine yüklediği anlam, derin ve kapsamlı açılımlara sahip olabilir. Bu iki kavram bazen birbirinden ayırması güç bir şekilde, iç içe geçmiş olarak yer alabilir. Hatta bir işaret bir sembole dönüştürülebilir veya kullanım yerine göre sembolik bir nitelik taşıyorsa sembol olarak değerlendirilebilir. örnek olarak; insanın varlığını belli etmek için dağın tepesinde dumanla verilen kesik kesik işaretler.Yardım istemek için bağırmak. Birinin varlığını belli etmek için telgraf çekmesi. El ve Yüz işaretleri

Gösterge

Tek başlarına işaretlerden daha anlamlıdırlar. Sözlü dile uyarlamaya işaretlerden daha yakındırlar. İçe dönük anlam taşırlar. Göstergeler, biçimsel özelliklerine ve ait oldukları kültüre göre değişirler. Örnek olarak; Resimler, çizimler, Bir toplumun trafik ışıkları, işaretleri.Üniformalar. Rozetler.Harfler, Şemalar, Matematiksel işaretler. Bayraklar, Flamalar

Sembol (Simge)

Bir kavramı temsil eden somut bir şekil, bir nesne, bir işaret, bir söz ya da bir harekettir. Semboller evrenselleştirilmiş sessiz bir dildir. Semboller gösterdiğinden fazlasını anlatan görsel ve işitsel olgulardır. Karmaşık bir öğedir. Bir soyutlama aracıdır. Kültürlerin kendine özgü mantıklarını temsil eden kabaca konuşma dillerine benzeyen semboller sistemi vardır. Bir kültüre özgü semboller, yabancı birisi için bir anlam taşımayabilir. Örneğin;Yörük kültüründe çeşitli baş bağlama şekillerinin farklı anlamları vardır.Semboller totem yada alyans gibi tek bir nesne biçiminde olabilir. Ama genellikle, ancak grup halinde anlam bütünlüğüne ulaşan nesnelerden ya da öğelerden oluşur. Standart bir bütün halinde derlenemez. Düzenden yoksundur.

İkon

Birbiriyle doğrudan veya dolaylı biçimde ilişkili olan ve etkileşim halinde anlamlı bir bütün meydana getiren simgeler kümesidir. Simgeler aracılığıyla birey kendi kimliğine ilişkin bir tanım oluşturur. Örneğin;Paris Eyfel Kulesi, Bir cenaze töreni tarzı.

Görsel İletişim

Görme duyusu en önemli duyularımızdandır. Çevremizdeki nesneleri, olayları, durumları önce görerek tanımlar ve anlamaya çalışırız. Yaklaşık olarak MÖ 15.000’li yıllarda bize ulaşan en eski mağara resimlerini (fransa Lascaux mağarasındaki) yapmış olan atalarımız, gördüklerini algılayabiliyor ve resmedebiliyordu. Bu resimlerde av sahneleri ve insanoğlunun varlık sembolü olarak kullanılmışçasına el resimleri vardı. Bu resimler imgelerin insan üzerinde etkisine ilişkin şekil çizerek yapılmış ilk görsel iletişim örnekleridir.

Lascaux mağarasındaki bu çizimler görsel iletişimin ilk örnekleridir. Görsel iletişim şeklinde oluşturulmuş mesajların işitsel iletişimden belirgin farkı, kalıcılığı ve dolaylı olarak farklı zamanlarda etkinliğini sürdürebilmesidir. Bu görsel iletişimin kalıcılığını ve belge niteliğinde kullanılmasını sağlamıştır.

İlkel avcılar, oklarını ve taş bıçaklarını kullanarak elde ettikleri avlarının yalnızca resmini yapmakla, gerçek hayvanlarında kendi güçlerine boyun eğeceklerine inanmaları. Kızılderililerin bir halat üzerine çeşitli sıra ve aralıklarla attıkları düğümler, taş üzerine kazıdıkları şekiller dolaylı olarak iletişim kurarak mesaj vermeleri.

Sembollerle İletişim Kurma

Doğrudan iletişim biçimlerine göre çok daha farklı, derin ve algılama seviyesine göre şekillenen zengin bir boyutta gerçekleşir. Bu yüzden sembolizm, resim, din, edebiyat gibi dallarda yoğun biçimde kullanılır. Tüm din kitapları sembolik anlatımlarla doludur. Matematiksel bir işaret olan rakamlar, başlı başına sembolik bir yapıya sahiptir.

Semiyoloji bilimine göre semboller;

0: Sıfır sınırsızlığın ve sonsuzluğun sayısıdır. 1 sayısı var olmayı ve olumsuzluğu ifade ederken, 0 var olmayı, yokluğu ifade eder. Elektrik düğmelerinde ve bilgisayar programlama dillerinde 1 açık, 0 ise kapalı anlamındadır.

3 : Pek çok dinde kutsal bir sayıdır. Doğum, hayat ve ölümü, Hıristiyanlıkta Baba Oğul ve Kutsal Ruh’u simgeler. Hindistan’da 3, Brahma, Vishnu ve Shiva’nın sembolüdür. Bu üçlü tanrının üç temel gücünü sembolize eder.

7: Kutsal bir sayı olarak bilinir. İlahi bir sayı olan 3 ve dünyayı sembolize eden 4’ün birleşiminden oluşur.

13: Uğursuz bir sayı olarak bilinir. İsa’nın son yemeğini yediğinde
yemeğe katılan 13 kişiydi.

9/11: On Eylül 2001’de özel hiçbir anlama sahip olmayan bu rakam
bileşimi, 11 Eylül’deki terörist saldırı sonrası o günü ve olayı simgeleyen bir
yapıya ulaşmıştır.

Gerek batıl inançlarda gerekse büyü ve tılsımlarda, sayılara büyük bir önem verildiğini görüyoruz. Örneğin sayı adedi yerine getirilmezse başarısızlık nedeni sayılır;Üç kere tükürmek, Dörtyol ağzına gömmek, Yedi evden iplik toplamak, kırk gün yıkanmak, Kırkbir kere maşallah demek, merdiven altında geçmek vb.

Mısır hiyeroglifleri, resim yazılardan ideogramlara (büyük ölçüde soyut, fikir ifade eden işaretler; ancak bu işaretlerde ses değeri taşıyan izler de görülebilir) ve oradan da fonogramlara (ses işaretlerine) doğru gelişti. Numeroloji dünyanın en eski sembol birimidir. Plato, bu dalı ‘bilginin en üst seviyesi’ ve ‘cosmic anatominin özü’ olarak adlandırmıştır.

Çin kültüründe sayıların mikrokosmos ve makrokosmos arasındaki uyumun anahtarı olduğu belirtilir. Phytogoras rakamlar için ‘Her şeyi sayılar belirler’ demiştir. Tüm sayılar küçükten büyüğe doğru sıralandıklarında artarak çoğalır ve öncekinin üstüne eklenerek sonrakini yaratırlar. Her sayı sonrasını yaratır, bir ikiyi, iki, üçü… Bu tüm sayıların bu yüzden varoluşu simgelediğinden bahsedilir. Yunan Matematikçi Pisagor’a göre çift rakamlar dişil, tam olarak eşit iki yarıya bölünebilir ve pasiftir; tek rakamlar erkil ve aktiftir.

Sembollerin Yaşayan Dünyası

Hayatla bunca iç içe olan semboller farklı devirlerde farklı anlamlar yüklenmiş olsa da, anlamak ve anlatmak sürecinde kendilerine has bir iletişim tarzı oluşturmuşlardır. Bu semboller kimi kez bir duvar süslemesinde, kimi kez bir çini tabak üzerinde, kimi zaman ise bir kilim dokumasında karşımıza çıkar. Her tür sembol, gizemli ve içe dönük bir yapı taşır kendi öz doğasında. Bu yapı onu biraz kendisiyle dost, içsel olarak özüne bağlı bir karaktere sokar. Bu sayede belki kolayca söyleyemez sözünü, ancak yine bu özelliği sayesinde her bakanın aklında farklı boyutlarda şekillenir. Örneğin hayat ağacı figürünü bir kez kilim ve taş süslemeleri üzerinde tanımlamaya başladığımızda, artık kilim ve duvar üzerindeki şekiller bizim için daha derin ve detaylı anlamlar taşımaya başlar. Artık birer dekoratif özellik taşımaktan çok, anlamsal derinliğe sahip birer görsel eleman haline dönüşürler.

Yaşamın bir parçası olarak süregelen bir devinimi ve bilgi aktarımını üstlenen semboller,kimi Zaman somut kimi zamanda soyut biçimlerle karşımıza çıkar. Süsleme sanatında pek çok defa gördüğümüz lale, ağaç, kuş ve balık gibi motiflerin yanı sıra, soyut bazı formlar, dokular, bordürler sembolik anlamlar taşır. Sembollerden yoksun bir dünya, hiç kusursuz derinlikten ve anlamdan yoksun sığ bir dünyadır. Bu yüzden dünya üzerindeki her türlü felsefi derinliğe sahip inanış, öğreti ve yaklaşım sembollerle örülmüştür. Semboller halk kültürünün, sanatının ve mitolojinin vazgeçilmez öğelerindendir.

Sıradan gibi görünen soyut temel formlar (üçgen, kare, daire, beşgen vb.)
yeri geldiğinde derin sembolik anlamlara sahip birer forma dönüşebilir. Dolaylı bilgilendirme niteliğine sahip olan sembollerin yaşayan bu özelliği onları ölümsüz kılar. Örneğin Osmanlı kültüründe mezar taşları başlı başına bir form diline sahiptir ve o mezardaki kişinin, hayatı, mesleği, kariyeri, cinsiyeti hakkında bilgi verir.

Semboller anlatılması çok uzun sürebilecek konuları çok kısa öz ancak derin bir anlam boyutunda aktarabilme özelliğine sahiptir. Bu rafine ve konsantre nitelikleri onların az şeyle çok şey anlatabilme özelliklerini güçlendirir. İçeriksel zenginliğin yanı sıra biçimsel dil olarak da kolay ve hızlı bir anlam sistematiğine sahiptirler. Sembollerin doğasındaki bu hız onları iletişim boyutunda farklı bir yere taşır.

Bindokuzyüzdoksansekiz = 1998

“Rakamların içeriklerini iletmedeki hızları, kapsamlı bir konuyu sembol
yardımıyla anlatmaya benzetilebilir. Yukarda görülen iki alan da aynı bilgiyi içerir. Ancak rakamlar kullanıldığında iletişim çok hızlı bir frekansa erişir.”

Yıldız

Gecenin parlak ışıltılarını hatırlatan yıldız, sembolik olarak evrenin sonsuzluğunu, uzaktaki bir noktayı ve değeri ifade eder. Parıltının, ışığın, aydınlığın ve umudun formudur. Bir değer ifadesi olarak önemli bir sembol niteliği taşımış ve ülke bayraklarında sıkça kullanılmıştır. Bir şeyin değerlendirilmesinde çoğunlukla yıldız kullanılır. Sinema eleştirilerinde veya takım oyunlarındaki sporcuların değerlendirilmesinde, yıldız vererek değerlendirmek oldukça yaygındır. Form olarak aktif, erişilemez, elle tutulamaz ve dışa yayılan bir görsel dile sahip olan yıldız, farklı inanış ve kültürlerde değişik köşe sayılarıyla karşımıza çıkar. Yıldızın köşe sayıları aynı olsa dahi, duruş yönlerinin farkı bile değişik anlamlara sahip olabilir.

Farklı kültür ve inanışların değişik işlevler için kullandığı bu yıldızlar, zaman zaman dekoratif amaçlar için kullanılmış ancak çoğu kez sembolik anlamları üzerinde barındırmıştır. Yıldız çizimleri en az üç köşeli olarak karşımıza çıkar ve köşe sayıları arttıkça ortasında oluşan görünme dairesel form optik bir aldanma ile belirginleşir.

Pentagram olarak da anılan beş köşeli yıldız, sıklıkla kullanılan ve en yaygın yıldız formudur. Bu form insan bağlantılı açılımlara sahiptir, insan vücudunun beş temel uzantısı, beş parmak, beş duyu vb. Baş aşağı duran bir pentagram ise, ortaçağda karşımıza çıkan bir büyü sembolüdür. Kötü anlamlar yüklenen ters yıldız “Kara El” anlamı taşır, çoğu kez ölümü simgelemek için kullanılmıştır. Bu yıldız biçiminin satanist düşünceyle özdeşleştiği ve bu yaklaşım biçimiyle ilgili konularda sıkça kullanıldığı bir gerçektir. İç içe geçmiş iki dört köşeli yıldız saydam olarak birleştirildiğinde sekiz köşeli bir başka yıldızı oluşturur ki, bu şekil geleneksel Selçuklu ve Osmanlı sanatında görülür.
Aynı iki dört köşeli yıldız birbirini örten şekilde birleştirildiğinde yönleri belirten bir rüzgargülü halini alır.

Dairesel bir alan içindeki negatif bir üç köşeli yıldız şekli ortaçağ’da “Baba, oğul ve kutsal ruh” üçlemesinin sembolü olarak kullanılmıştır. Eşkenar dörtgenlerden oluşan üç köşeli yıldız ise kuzey ülkelerinde her şeye gücü yeten kudretin sembolü olduğu gibi, aynı zamanda çok eski bir Japon aile amblemidir.

Etiopyadaki bir kaya resminde iç içe geçmiş kareler yıldız şeklinde kullanılmıştır. Üç köşeli iki üçgenin üst üste binmesi ile oluşmuş Davud Yıldızı yada Süleyman’ın mührü, farklı yorumlamalar ile karşımıza çıkar. Heptagram formu 7 uğurlu rakamının bir simgesi olarak kullanılmış ve Avrupa’da iyi bir gelecek ve şans getirmesi için evlere koyulmuştur.

İki kareden oluşan sekiz köşeli yıldız, İtalya’nın Adriyatik kıyısındaki tarihi şehir Ravenna’daki mozaiklerde yoğun şekilde kullanılmıştır. Ayrıca Orta Asya’da üzüntü ve cefa sembolü olarak da kullanıldığı gözlenir.

Farklı biçimsel bileşimlerle ortaya çıkan yıldızlar, bazen bir Gana halk motifinde daireyle birleştirilmiş, bazen Rusya’da olduğu gibi formun çağrışımları etken olmuş, “örümcek yıldızı” şeklinde anılmış, bazen de çiçeğe benzetilmiş, üretkenlik sembolü halini alarak “Çiçek Yıldızı” olarak anılmıştır. Halı dokumalarında pek çok farklı yapıya erişen yıldız en çok kullanılan geometrik formların başında gelir.

Semiyoloji'de Temel Formlar ve anlamları

Daire,kare, üçgen gibi temel formlar, her ne kadar soyut özellikler taşısalar da, binlerce yıldır sembolik anlatımlar için en çok başvurulan biçimler olmuştur. Bu formlar farklı şekil ve ilişkilerde düzenlenerek çok karmaşık anlayış ve kavramlar sembolize edilmeye çalışılmıştır.

Çevremizi kaplayan boşluk içinde kendini bir nokta olarak algılayan insanoğlu, aynı zamanda kendini tüm evrenin merkezinde hissetmiş, kendi bakış açısını sembollerle bütünleştirmiştir. Bunun yanı sıra insanoğlu kendini yer ile gök arasında konumlandırmış, böylece kendini tanımlamaya çalışmıştır. Kendine varoluş ve yok oluş gibi soruları binlerce yıldır soran ve bu çözümleme üzerinde çalışan insan, sembollerin soyut formlarından yararlanarak açıklamalar üretmek yoluna gitmiştir. Tüm bu sorunsal, gerek halk kültürü gerekse masal ve mitoloji
yardımıyla günümüze kadar kuşaklar boyu aktarılarak sürdürülmüştür. Hint Tantrası, doğum gerçeğinden hareketle varoluş simgesi olarak sivri ucu aşağıya bakan bir üçgen içindeki nokta ile hayatı ve varlığı sembolize etmiştir. Doğum dünyaya gelişin en somut göstergesidir. Kadın cinsel organının simgeleştirildiği ve varlığın bir noktada görselleştirildiği bu simgenin benzerleri Anadolu kültüründe ve ana tanrıça sembollerinde de karşımıza çıkar.

Bir daire içerisine yerleştirilmiş bir kare formu ise Budist inanışa göre evrenin sembolüdür. Üçgen kare ve daire formları, mutlak ve temel formlar olarak bilinir ve ortak anlamlar ile yüklenmiş sembollere sıkça rastlanır. Üçgen akıl, parıltı, dikkat ve ilgi gibi anlamlara sahipken, kare dört yönü, dört mevsimi, sağlamlık, gerçek ve somut olanı temsil eder. Bunun yanı sıra daire daha soyut ve sonsuz bir yapıya sahiptir. Sıfır sayısı ile bu örtüşmesinin ardında benzer ilişkiler ve matematikte sıfırın soyutluğu yatar. Daire evrenin ve sonsuzluğun
formudur. Budist inanışın kare ve daire ilişkisi tüm diyalektik sorunsalı
özetler niteliktedir. Yaşamın somut kısmı, yani insan ve onun hayat gerçeği bir kareyle sembolize edilmiştir. Bunun yanı sıra onun etrafında, onu çevreleyen bir bilinmez, soyut bir oluşum, sonsuz evren ve sonsuzluk mevcuttur. Salt bu sembol üzerinden bile Budist felsefe anlatılarak sonsuz uzantıları duyumsanabilir.

Benzer sembol Çin ve Japonya’da da yoğun bir şekilde kullanılır. Kare dünya üzerindeki toprağı ve dört yönü tanımlarken, daire ise tüm bilinmezliği ile sonsuz evreni tanımlar. Çin’de MS 62~1900 yılları arasında kullanılan ve ‘Cash’ olarak adlandırılan para, daire formundaydı ve ortasında kare bir boşluk vardı. Daire cenneti, kare ise dünyayı sembolize ediyordu.

Sembolik Olarak Göz ve Görsellik

“Görerek algılamanın organı olan gözlerin, Taoizm felsefesinde güneş ve
ay ile özdeşleştirildiği görülmektedir. Sağ gözün güneş, hareket ve gelecekle, sol gözün ise ay, Pasifik ve geçmişle ilişkili olduğu ileri sürülür.”

Başı ve sonu olmayan bir daire sonsuzluk sembolüdür; kendi içinde kapalı
bir şeyin resmi, evrenin, dünyanın merkezinin resmidir. Dairesel bir hedef, güneşi resmetmenin en çarpıcı yoludur. Göğe gönderme yapan dairenin aksine kare, çeşitli halklar için, dünyanın sembolüdür.

Göz, güneşi, Tanrı’yı ve Tanrı’nın gören gözünü, her zaman izlenmeyi simgeleyen bir sembol olarak karşımıza çıkar. Dünya üzerinde farklı kültür, din ve ülkelerde kimi zaman şansı ve iyilikleri ifade ettiği gibi, şeytanı ve kötülükleri simgelerken de göze rastlarız.

“Örneğin Nepal’deki Budist Stupasında dört yöndeki gözler, tüm yönlerde,
her yerde, her şeyi gören Buda’yı simgeler. İslam sanatında da göz önemli bir eleman olarak kullanılmış ve bir bezeme motifi olarak uygulamalarda yer almıştır. Portekizli denizciler, balıkçı teknelerinin pruvalarına göz resimleri yaparlar. Bu gözlerin şeytanın yarattığı kötülükleri görerek onlardan koruyacağına inanırlar.

İslam inanışında “Kalp gözü insanın Tanrı’yı, Tanrının da insanı gördüğü
gözdür” denir. El ve göz Tanrı’nın elini ve gözünü temsil eder. Göz önce ve sonra da gören; el ise, kader, yenilik ve gücün yanı sıra, beş parmak ile
İslam’ın beş şartını sembolize eder.

Örneğin, Mısır kültüründe kutsal ve sihirli bir gücü olduğuna inanılan gökyüzü, ışık, Güneş Tanrısı Horusun gözü, iyi şans getirdiğine inanılan bir semboldü, mavi-yeşil renkte kullanılan bu sembol Mısırlı katipler tarafından iyi şans getirmesi için yazıtlara eklenirdi. Gözler Mısır sanatının da önemli birer öğesiydi. Gözler hep abartılı şekilde profilden çizilir ve güçlü bir eleman olarak resimlerde yer alırdı. Mısır sanatında sıkça kullanılan şahin ve baykuş’un en önemli nitelikleri iyi görebilmeleriydi.

Eski Türkler dünyanın dört yönünü renkler kullanarak belirtmişlerdir. Halı üzeri dokuma figürlerinde Göçerliğin ve yayılmanın simgesi olarak deve motifi kullanıyorlardı. Eski geleneğimizde renkleri, motifleri, kumaşın cinsi ve elde tutuluş biçimi ile mendiller, farklı anlamlar taşıyor ve sevgililer arasında
sözsüz, yazısız bir iletişim boyutu yaratıyordu. Beyaz mendil “seni seviyorum”, mor mendil “hayatım senindir” anlamını taşıyordu.

İşaretlerle ve sembollerle yaşamımızın her anında yüz yüzeyiz. İşaret ve
semboller kimi zaman bizi yönlendiren, kimi zaman karar verme sürecinde etkili, kimi zaman bilgi veren işlevleriyle karşımıza çıkarlar. Gündelik hayatın her anında çamaşırları yıkamadan ya da ütülemeden önce, televizyonumuzun uzaktan kumandasında, otomobilimizin gösterge tablosunda görsel iletişim hep başroldedir.

Grafik tasarım bir bakıma semboller sanatıdır. Kültürlerarası etkileşimler oluşturabilir, akılda kalıcıdır, az ama öz biçimlendirilmiş sembolik yaklaşımlar daha kolay hatırlanabilir.

Ateş, Su, Hava, Toprak ve Dünya

Ortaçağda alfabetik özellikleri olmayan sembol ve işaretlerin kullanımı oldukça yaygındı. Bu işaretler bilimin çeşitli alanlarında, özellikle kimyada yoğun şekilde kullanıldı. Kimi zaman form ilişkileri çok sağlıklı temellere dayanmasa da, bazı element ve nesneler temel formlarla anlatıldı ve bunlar kendi içlerinde ilişkilendirildi. Ortaçağda temel dört element olan ateş, su, hava ve toprak, çeşitli şekillerde ifade edildi. Ateş sembolü aynı zamanda kolera hastalığı, sinirlilik için de kullanıldı. Aynı şekilde su sembolü neşeliliğin, toprak ise melankolikliğin anlatımında yararlanılan sembollerdendi. Genişletilmiş anlamıyla ezoterik, doğa, astroloji ve bilim dallarıyla ilişkili olarak algılandı. Bu sembollerin birleşimi biçim olarak bütünleşmesi, anlam olarak ta bütünlükle örtüştü. Örneğin bu dört temel elemanın birleşimi dünya anlamındadır. Bazen aynı anlatım daire formuyla da anlatılmıştır. Ateş ve güneş arasındaki ilişki gibi su sembolü ve hava sembolüne mantıksal olarak ilişkilendirilmiştir. Toprak sembolü ve dünya sembolü arasındaki biçimsel ilişki ise oldukça ilginçtir. Dünya, adeta üzerinde varlık (canlı) olan gezegen olarak sembolize edilmiştir. Ortaçağda kimya biliminde aynı maddelerin farklı biçimlerde anlatıldığı, değişik ve gizemli anlamlar taşıdığı bilinmektedir.

Firmanın görsel imajı kurumsal kimlik

İzmir Genç İş Adamları İGİD “Profesyonel Dergisi” sayı: 17 Aralık 2007

Günümüzde yediğimiz ekmekten içtiğimiz suya kadar markalarla çevrili bir halde yaşarken, firmaların hizmet ve ürünlerini hedef pazara sunmalarında "görsel imaj olarak kurumsal kimlik nasıl olmalıdır?" sorusu tekrar tekrar gündeme getirmektedir. Firma, kendisiyle ilgili vermek istediği mesajı, görsel imajıyla yani kurumsal kimlik çalışmasıyla gösterir. Kurumsal kimlik tasarımının ifade ettikleri ve önemi, kurum tarafından çok iyi bir şekilde bilinmelidir ki kurum kimliği markanın görünen gücüdür. Bu güç, kurum ya da markanın müşteriye verdiği güvencenin bir göstergesidir.

Firmanızın görsel bir kimliği yoksa, siz de tüketici gözünde yoksunuz demektir. Bir firmanın kendisini temsil etme biçimlerinin bütünü, o firmanın kurumsal kimliğini oluşturur. Firmanın kendisini temsil ederken nasıl algılanacağına yön veren aktivitelerin bütünü ise kurumsal kimlik sürecidir. Kurumsal kimliğin görsel yüzü ise, kurumun logosu, amblemi, kartvizitleri, diğer tanıtıcı işaretleri (renkleri v.b.), web sitesi, reklam ve diğer görsel iletişim etkinlikleri, tabela ve pano gibi dış cephe işaretleri, flamaları, arabaları, çalışanlarının giysileri, kimliği oluşturan öğelerin yalnızca birkaçıdır.

Kurumsal kimliğe sahip olmanın kuruma sağladığı bazı avantajlar vardır. Bunlar arasında; firmanın tanınması sağlanır ve onu benzerlerinden ayırmak kolaylaşır. Bu özellikle, hedef kitlede güven duygusu oluşmasına yardımcı olur. Firmayla bir şekilde ilişkisi olan herkes, neyle karşılaşacağını, kimle iş yapacağını görsel olan kurumsal kimliğinin tasarımına bakarak tahmin edebilir. Peki ister yeni olsun ister uzun yıllardır var olan bir firma, görsel imaj olarak hedef pazarın gözünde sektöründeki diğer firmalardan kurumsal kimlik çalışmasıyla nasıl ayırt edilebilir bir hale getirilebilir? Örneğin; Amblem ve logolar sırf şekil, sembol olsun diye mi yaratılırlar? Yoksa her işaretin, rengin, firmayı sembolize etmesi ve hedef kitle üzerinde yarattığı görsel imajı tam olarak yansıtabilmesi için mi yaratılırlar? Görsel açıdan nasıl olmalıdırlar? Tabi ki bu anlamda firma açısından rekabet ön plandadır ve hedef kitleye görsel olarak kendilerini en iyi şekilde ifade etmeleri gerekir. Farklılıklarını, üstünlüklerini görsel olarak ortaya koyarak rakiplerinden bir adım öne geçmek için, kurumsal kimliklerinin tasarım aşamasını profesyonel tasarımcılarla birlikte yürütmelidir.

Hedef kitle üzerinde rakiplerinden ön plana çıkması, onun görsel olarak doğru mesajı taşıyıp taşımadığıyla doğrudan ilintilidir. Firmanın kurumsal kimliği içindeki görsel imajıyla markasını en üst düzeye taşıması akılda kalıcı, bir logo ile mümkündür. Akılda kalıcı bir logonun özellikleri şöyle tanımlanabilir; Sade, kolay anlaşılır, hatırlanması kolay, özgün. Başka firma ya da ürünlere ait logolar ile karışıklığa sebep vermeyen, hatta çağrıştırmayan, ilgili kuruluşun ya da ürünün özelliklerini yansıtmalıdır. Logo, markanın imzası olarak görülür, bu nedenle firmanın perspektifinin, sade ve modern bir yapıda olmalıdır. Logo, sadeliğinin yanı sıra gerek rengi gerek şekli itibariyle farklı koşullarda görüldüğü zaman bile akılda kalıcı olmalıdır.
Genellikle firmaların birleşmelerinde, ayrılmalarında, yeniden yapılanmalarında ve diğer stratejik yapı ve idari değişimler sonrasında kurum kimliğinin yenilenmesi gerekebilir. İster böyle bir değişim içindeki, ister yıllardır var olan bir firma olsun bu değişimi gerçekleştirirken logonun olabildiğince sade olması, temsil ettiği kurumuna çok uygun olması ve bir dereceye kadar da ayrıntılı olması gerekir. Çünkü, firmaların hedef kitlesi tarafından tanınabilmek, pazarda rakipleri karsısında direnebilmek ve için güçlü bir kurumsal kimliğe sahip olmalıdır.

Brief (ön bilgi)

Brief reklam sektöründe müşterinin ihtiyacını ya da talebini ifade eder. İlk brief müşteri tarafından verilir. Bu toplantıda tasarlanacak ürünün ya da kampanyanın kapsamlarını, hedef kitlesini, pazarlama startejilerini, varmak istedikleri yeri ve bütçeyi, o işin sorumlusu olan müşteri temsilcisine ve sanat yönetmenine sözlü yada yazılı olarak verilir. İkinci brief ise Yaratıcı brief’dir. Tasarımcıların yaratma sürecine geçmeden önce Sanat Yönetmeninden müşteri ve kampanya ile ilgili bilgilerin öz bir şekilde yaratıcı gruba aktarılmasıdır. Yaratıcı Brief’in en önemli kısmı konuya dair özün aktarılmasında müşteri temsilcisi ve sanat yönetmeninin bilgi ve tecrübesidir. Bundan sonraki bölümde ise yaratıcı grubun (tasarımcı, metin yazarı) brief`ten anladığını ve nasıl bir strateji oluşturacağının layout şeklinde oluşturulduğu kreatif (yaratıcı) grup toplantısıdır. İşte bütün bir kampanyanın ana fikri bu brief sırasında orada ortaya çıkar. Bu toplantıya Kreatif Direktör (Yaratıcı Yönetmen) Art Direktör (Sanat Yönetmeni) Reklam yazarları, o işle ilgili Müşteri temsilcisi MT, Grafik Tasarımcılar, ajans başkanı hatta ajansın patronu da bu toplantıda yer alırlar.

Madalyonun öteki yüzü MARKA YARATMAK




Günümüzde "Marka ve Marka Olmak" kavramları her türlü ortamda duyduğumuz bir kavramlar haline gelmişken, marka nedir? sorusuna madalyonun öteki yüzünden bakarak başlayalım..

TDK'da geçen marka kavramının tanımı şöyledir, "Bir ticari malı, herhangi bir nesneyi tanıtmaya, benzerinden ayırmaya yarayan özel ad veya işaret" tir. Peki markalar sırf bu amaç için, keyif olsun diyemi yaratılırlar? Tabiki bu anlamda üretici açısından rekabet önplandadır yani kısacası rekabet markayı doğurur. Çünkü rekabette kaliteli olmak, firmaların en büyük isteğidir,"ben bu sektörün en iyisiyim, ben diğerlerinden daha iyiyim, ben, ben... "vardır hep. Bunu da görsel imajlarıyla yani markalarıyla ortaya koyarlar. David Ogliy'nin "Bir marka tüketicinin ürün hakkındaki düşüncesidir." dediği gibi . Marka, ürünün yada hizmetin kalitesiyle eşdeğer olarak firmanın hedef kitle üzerinde bıraktığı etkidir. O, ticari bir sembol olmakla birlikte pazarlama mesajıda taşır. Hedef kitle üzeinde rakiplerinden ön plana çıkması, onun doğru mesajı taşıyıp taşımadığıyla doğrudan ilgilidir. Marka imajı oluşturulurken, markayı ve ismi ile ürün ve hizmetlere kimlik kazandırmaya yönelik tüm süreçleri içine alabilirsiniz. Marka nedir? sorusuna yanıt bulmaya çalıştık, biz tasarımcıları ilgilendiren asıl olan Marka imajı, Kurum imajı neye göre tasarlanmalı? Hangi kriterler göz önünde bulundurulmalıdır? sorularına yanıt bulmaktır...

Markalar tıpkı insan gibidirler, yaşadıkları hayat onları sürekli gelişime ve değişime zorlar. Bu açıdan bir firmanında görsel imajının gelişmesi değişmesi beklenir. En azından 10 yılda bir firmanın marka imajı yenilenmelidir. Bu anlamda bir firmanın ürün yada hizmet seviyesi yükseldiğinde marka yaratma, pazarda konumunu belirleme gündeme gelir. Bir tasarımcı olarak böyle bir firmayla karşı karşıya kaldığınızda ne yapmalısınız? Sizden bir marka yaratmanız istenir.

a) (...İş çok acil denmiştir size) Doğrudan tasarıma başlarsınız
b) (...bu iş kısa süreli olmaz dersiniz) Firmanın Pazardaki Rakiplerini inceleyerek başlarsınız
c) (...firma küçük bir firmadır) Uydururma bişiler yaparsınız

*Doğru cevap "b" şıkkı eve "b" şıkkını tercih edenlerle devam edelim biz.. (tabi bunun bir ekip işi olduğuda unutulmamalıdır. )

Marka imajı, kurumsal imaj tanınırlık kazandırma çalışması ile başlar. Değişik mecralar kullanarak hedef kitlesiyle iletişim kurmayla sürer, ardından konumlandırma çalışmasıyla devam eder.

Marka konumladırma şu şekilde çözümlenebilir;

A Kalite
1*Global Düzey
--------------------------------
B Kalite
1* Yüksek Düzey
2* Orta Düzey
--------------------------------
C Kalite
1* Yeterli Olmayan Düzey
2* Kaliteden bir Haber olanlar
---------------------------------

Firmanın ürünün yada hizmetinin hangi düzeyde bir firma olduğunu pazar araştırmasına göre belirlenir. Firmanın kunumlandırılması bu açıdan çok önemlidir. Şirketin karşılayamayacağı konumlandırma yaparak işe başlamak yanlış olur.

Marka değerinin belirlenmesi amacıyla yapılan araştırmalarda aşağıdaki göstergeler dikkate alınmaktadır.

* Markanın neye ihtiyacı var?
* Rakip firmalar hakkında inceleme
* Firmanın güçlü yönleri
* Firmanın zayıf yönleri
* Rakiplerinden Farklı olan yönleri
* Hedef Kitlenin Tanınması
a) bireysel kullanıcılar
b) kurumsal kullanıcılar
* Markanın vaadi
* Markanın Hedeflediği (Pazardaki yeri)
* Firmanın reklam bütçesi v.b.

Bu süreçler tasarımcı tarafından bizzat yapılabildiği gibi aslında doğru olanı pazarlama uzmanları tarafından yapılmasıdır. Yada böyle büyük çapta bir araştırma yapacak imkanınız yok ise, farklı yöntemler kullanarak firma hakkında bilgi toplamanız ve hangi kategoriye girdiğini kendiniz belirlemeniz gerekir. Tabi marka oluşturma sürecinde dikkat edilmesi gereken daha başka özelliklerde vardır.
1. Marka, hedef kitlenin zihninde bazı özellikle çağrışım yapmalıdır. BMW’in dayanıklı, sağlam, pahalı oluşunun tüketici zihninde canlanması gibi. 2. Marka, nitelikleri ile beraber yararlarıda tüketici zihninde hatırlanmalıdır. BMW’in sürmesi keyifli, sahibine prestij sağlayan, iyi performanslı bir otomobili çağrıştırması gibi. 3. Marka, şirket değerlerini taşımalıdır. BMW’in iyi organize olmuş ve yenilikçi bir şirketi çağrıştırması gibi.4. Marka bazı kişilik özellikleri çağrıştırmalıdır. BMW’in, hızlı, canlı, atak bir kişi olarak canlandırılması gibi. 5. Marka, hedef kitle olarak onu ne tip insanların onu alacağını çağrıştırmalıdır. BMW’in hızlı, canlı, atak kişileri alıcı olarak kendisine çekmesi gibidir.
Evet malzemeler hazır olduğuna göre işin mutfak bölümüne geçerek yemeği yapmaya başlayabiliriz. Aslında bundan sonrası bu bilgiler ışığında, Grafik Tasarımcının temel tasarım ilke ve elemanlarıyla yoğrulmuş hayal gücüne kalmıştır.
Tasarım süreci bittikten sonra sunum aşaması gelir. Bu aşamada bizler hayallerimizi, tasarımlarımızı yani soyut olana somut anlamlar yükleyerek anlatmak durumundayızdır.
Daha ayrıntılı olarak, renklerin psikolojik anlamları gibi semiyoloji (Simge, sembol ve işaretlerin yorumlanması) ve temel tasarım ilke, elemanlarıyla birlikte hayal gücümüzü kullanarak oluşturduğumuz tasarımlarımızı anlatmamız istenir, beklenir. (Örneğin bu yorumlama şu şekilde olabilir; tipografik olarak küçük harflerle tasarlanan bu logo, samimiyeti çağrıştırdığı gibi genç ve dinamik bir etkiye sahiptir. Bu marka hem genç hemde tecrübeli anlamındadır. Büyük harfler ise güçlü büyük olgun ve yaşlı anlamını fazlasıyla ifade eder.)
Bu aşamada önemli olan Firma yetkililerine, Firmaları açısından markanın görsel olarak güzel olmasının yanı sıra doğru ve sağlam temelli bir görsel imaja sahip olması gerektiğini, doğru olanında tasarımlarda mevcut olduğunu göstermemizdir.
Tüm bu yaşanılanlar, markalaşma sürecindecindeki bir firmanın konumlandırılması açısından çok önemlidir. Şirketin karşılayamayacağı bir konumlandırma yaparak tasarıma başlamak işin en başından başarız olduğunun göstergesidir. :)



Grafik Tasarımda Temel Prensipler

Tasarım, bir yandan içeriğinde sanatsal estetiği barındırırken soyutlanmış nesnelerin ve görsellerin bütünüdür. Diğer açıdan baktığımızda ise; psikoloji, matematik, pazarlama v.b. bilimsel olgulardan da yararlanır. Bu nedenle bir tasarımcının grafik tasarımcının bilmesi gereken temel prensipler vardır. Tasarım olması gereken bu kriterlere Denge/Balans (Balance), Ritm(Rhythm),Orantı(Proportion),Baskınlık(Dominance), Birlik(Unity) bir göz atarak başlayalım;

İlk olarak tasarım içerisinde denge/balans “balance” görsel öğelerin birbiriyle olan büyüklük, küçüklük, bakımından ve biçim/form oranının izleyenin gözünde estetik bir denge oluşturmasıdır. Kompozisyonu oluşturan resim, yazı ve illüstrasyonlar, dengeli bir biçimde yerleştirilerek kompozisyon oluşturulmalıdır.

Peki bu denge nasıl olmalı? Nasıl bir denge oluşturmalıyız ki göze hoş gelen, algı yönüne uygun bir tasarım elde edebilelim?

Dengeyi, asimetrik ve simetrik olmak üzere iki farklı açıda kurgulayabiliyoruz. Simetrik denge ile kurulmuş kompozisyonlardaki öğeler, birbirleriyle dikey ve yatay olarak veya köşegensel olarak birbirine paralellik gösterirler. İnsanı düşünün, anatomik olarak ortadan dikey olarak iki eşit parçaya ayırdığımızda sol ve sağ tarafta birbirinin aynısı kollar ve bacaklar, yüze gelince gözler, kulaklar birbiriyle eşit uzaklıktadırlar. Kompozisyonlarda da simetrik denge bu şekilde kurgulanır.

Simetrik denge izleyicinin gözünde estetik bir etki bıraktığı gibi, süreli yayınların tasarımlarında tekrarlanması, sıkıcı olabilir. Hani ilk ip baskı yaptığımız dönemleri hatırlarsak, ipi renk renk boyayıp, sonra kağıt üzerine yerleştirdikten sonra kağıdı ortadan ikiye katladığımızda ortaya çıkan baskı simetrik bir baskıdır. Tasarımda simetrik denge, göze estetik anlamda hoş gelebilir, fakat süreli yayınlarda sayfa tasarımında tekrarlanarak kullanılması sıkıcı bir etki yaratabilir. Resmiyetin, otoritenin vurgulana­cağı tasarımlarda tercih edilir. Diğer yandan simetri dürüst­lüğün, saygınlığın psikolojik simgesi olarak değerlendirebiliriz.
Asimetrik denge ise birbirine benzemeyen görsel öğeler arasında dinamik bir düzen sağlar Simet­rik dengede olduğu gibi asimetrik dengede de bir optik ağırlık merkezi vardır. Fakat bu merkez geometrik merkezden farklı bir konumdadır. Tamamıyla gözün estetik açıdan belirlediği bir merkezdir bu. Asimetride, büyük yazı küçük yazıyı, büyük görsel öğe küçük görsel öğeyi ezer ancak sayfada yine de bü­tünlük hakimdir.
Ben kendi tasarımlarımda resmi, ciddi bir imaj için simetriyi; dinamik, çağdaş bir imaj için asimetriyi tercih ederim, simetri de düzen ve kural, asi­metride rastlantı ve keyfilik bulurum. Simetrik tasarımı katı ve sınırlılığı, asimetri ise hayatı, eğlenceyi sembolize eder.

Simetriye dair bu söylediklerim hiçbir tasarım kesin bir kural niteliğinde değildir. Asla böyle algılanmamalıdır. Sizlerde gerektiği durumlarda optik dengelerle oynayarak tasarımlarınızla ilgi çekmeye çalışabilirsiniz. Ancak bu bilinçli bir seçim olması gerektiğini unutmayın.
-----------------------------------------------------------
Tasarımda ritm ise; aynı kompozisyon içerisindeki elementlerin faklı şekillerde birbirini tekrar etmesi yada varyasyonlarıdır. Ritmin kompozisyondaki temeli harekettir.Bu anlamda kompozisyonda kullanılan, çizgi ve yüzeylerde yapılan yön değişikliği hareket kazandırır. Genel olarak yatay ve dik çizgiler durgunluk, eğik ve kavisli çizgilerde hareket yaratır.

Ritm kompozisyonlarda dinamizm katmak ve hareket ve doku oluşturmak için aynı zamanda Ritmin psikolojik bir etkisi vardır. Bu yüzden de ritkompozisyonlardaki ritm; renkler, biçimler, açık ve koyu, öğelerin birbiriyle ilişkileri, dolu ve boş alanlar ve bunların çevre ilişkileri, kontrastlıklar, gölge ve yarı gölge, devinimlerin,ritmin yükselme ve alçalma hızlarının üzerimizdeki etkileridir.

Grafşk tasarımda ritm izleyici açısından bir ahenk oluşturacak biçimde düzenlenmelidir. Bunun için tasarımlarımızda, düzenli ritm, akışkan ritm ve ilerleyen ritm gibi ritmler uygulayabiliriz;
Düzenli ritm; elementlerin uzunluk yada yükseklikleriyle ilintilidir, eşit veya benzer seviyede olması ve birbirleriyle tekrar etmesiyle oluşturulur. Akışkan ritm; biçim ve ölçüleri birbiriyle benzerlik gösteren elementlerin, hareket etkisi oluşturacak şekilde dizilmesiyle oluşturulur. İlerleyen ritm; Elementlerin açısal ve ve doğrusal tekrarını yaparak animasyona benzer bir ilerleme gösterir.
-----------------------------------------------------

TRT Videolarım

Aşağıdaki linklerden TRT Bilişim Rüzgarı Programının Bilişim Tasarım Bölümlerinden bazılarına ulaşabilirsiniz;

http://www.photoshopmagazin.com/paylasim/kategori/trt_videolarimiz

Özge Mardi/ TRT Bilişim Rüzgarı LOGO Yarışması Birincisi Video
http://www.photoshopmagazin.com/paylasim/205/photoshopmagazin_ve_bilisim_ruzgari_logo_yarismasi.html

----------------------------------------------------------------

www.bilisimruzgari.com adresi videolar bölümünden; izleyebilirsiniz.

http://www.bilisimruzgari.com/default.asp?L=TR&mid=249

vektörel illüstrasyon

---------------------------------------------------------------------
Grafik tasarımın vazgeçmez öğelerinden biri olan illüstrasyon, tanıtım amacıyla bir amaç ve proje doğrultusunda yapılır ve genelde ticaridir. Kısaca ihtiyaç karşılamak için yapılır. İletilmek istenen mesaj en kısa, güçlü ve doğru yolla verilmeli, tercih edilmelidir. Grafik tasarım ürünlerinin hemen hemen hepsinde görebiliriz illüstrasyonları... örneğin, meyvasuyu kutularındaki meyvaların büyük bir kısmı illüstrasyondur..
---------------------------------------------------------------------
Dijital illüstrasyon için kullanılan iki ana araç vardır. Piksel ve vektör. Piksel tabanlı illüstrasyon tasarımlarında kullanılan programların en ünlülerinden biri Photoshop. Vektörel illüstrasyon için ise yine adobe programı olan Illustrator tercihiniz olabilir. Tasarımcı dijital illüstrasyonu hazırlamadan önce eskizlerini yapar, bunları scanner ile dijital ortama geçirir yada direk olarak tablet üzerinde çizerek bu programlar sayesinde illüstrastonunu oluşturmaya başlar. Bu aşamada en önemli özelikleriden biri de , ilüstrasyonun vektör veya piksel tabanlı olması dır. İllüstrasyonun kullanım alanına göre bu seçimi kolaylıkla yapılabilir. Örneğin illustrasyonumuz(resmimiz) çok keskin hatlara ve gölgelere sahipse kolaylıkla vektörel(çizim) olarak oluşturabiliriz. Bunun yanında illüstrasyonun çok büyük ebatlarda (örneğin bilboardlarda yada bina giydirilmesinde) basılması söz konusu ise, kesinlikle vektörel illüstrasyonu tercih etmeliyiz.
---------------------------------------------------------------------
***Vektörel çizimin en büyük özelliği, çizilenin keskin hatlara sahip olması ve ne kadar büyültülürse büyültülsün hiçbir şekilde değer (resolution)kaybetmemesi. İllustrator programında kolaylıkla vektörel illüstrasyonlar yapılabilir ve yapılan bu illüstrasyonlar daha sonra ölçüleri değiştirilmeden photoshop programında boyut kazandırılabilir.Yada mesh araçlarıyla ışık ve gölge efektleri verilerek gerçeğe yakın vektörel ,llüstrasyonlarda elde edilebilir.

Grafik Tasarımda Renk

Renk, Bir ışık kaynağından yayılan ışınların nesnelere çarptıktan sonra yansımaları sonucu gözümüzün algıladığı duyumdur.Temel olarak üç ana renk vardır, kırmızı, mavi ve yeşil turuncu, sarı ve mor ise bu üç ana rengin birbirleriyle karışımlarından oluşan ara renklerdir.

Aşağıdaki linkten renklerin karışımlarıyla ilgili bilgiler bulabilirsiniz.
http://www.wellstyled.com/tools/colorscheme2/index-en.html

**Bir grafik tasarımda renklerin doğru seçilmesi önemlidir. Örneğin; Coca Cola deyince aklınıza ne renk gelir? Turkcell deyince ne renk veya Adidas deyince… Renk odaklaması, bir markanın algılanmasında taşıyıcı bir etkiye sahiptir. Peki bu renkler nasıl seçiliyorlar? Tasarımcılar direktörler bu renkleri nasıl seçiyorlar? Örneğin; tasarımda başlık, metinler, varsa çizgiler veya grafik ikonlar, clipartlar… Bunların her birinin ne renk olacağına tasarımcı nasıl karar veriyor? Tabi ki renklerin psikolojik mesajları bu belirlemede önemlidir.
--------------------------------------------------------------
Renklerin psikolojik mesajları;

KIRMIZI : Titreşimi en kuvvetli, en dinamik renk kırmızıdır. Aynı zamanda iştah açar ve bu yüzden dünyadaki bir çok gıda firması logosunda kırmızı rengi kullanır. Ayrıca etkinlik ve cesaret veren bir renktir.
--------------------------------------------------------------
MAVi : Sakinlik ve sükuneti temsil eder. Mavinin kan akışını yavaşlatır. Nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır. Mavi, bir at yarışında kazanan ata takılan mavi şeritte olduğu gibi, liderliğin rengidir.S
SARI : Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolü. Trafik levhalarında uyarı işaretlerinin sarı olması bu yüzdendir. Post-itlerinde sarı oluşu dikkat çekici...
--------------------------------------------------------------
TURUNCU: Sıcak renklerdendir ama kırmızı kadar dinamik değildir. Rahatlığı parlaklığı anlatır, kırmızı renk kadar olmasa da ateşi, güneşi ve ısıyı çağrıştırır.
--------------------------------------------------------------
YEŞiL : Güven veren veirir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. tazeliğin ve verimliliğin rengidir. Çevreyi ve doğayı sim¬geler, rahatlatıcı ve dinlendiricidir. GreenpeaceDe olduğu gibi. Yeşilde dinsel, mistik bir anlam da vardır. Müslümanlıkta ana renk olduğu gibi, Hiristiyanlarda da bu rengi inanmanın, ölmezliğin bir simgesidir.
--------------------------------------------------------------
LACiVERT : Sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği ve asaleti simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında maviyi kullanır.
--------------------------------------------------------------
PEMBE: Pembede romantik ve tatlı dinginliğin utangaçlığı vardır. Daha cansız olmakla beraber bu renk analığın, kadınlığın ve bağlılığın rengidir, İn­giltere'de Boots ve Marks and Spencer mağazalarında tüm tezgahtarla­rın pembe gömlek giymeleri bundan olsa gerek. Çekingenliğe ve tatlı­lığa vurgu yapar. Sakin bir renktir.
--------------------------------------------------------------
KAHVERENGİ: Şıklık ve gereklilik izlenimi yaratır. Renkler içinde en realist olandır. Ne yaygın, ne de kaba olmamasına rağmen sağlıklı yaşam ve gündelik işi temsil eder. Koyu tonlara yaklaştıkça siyahın özelliklerini üstlenir. Kansas Universitesi Sanat Müzesinde bir araştırma için halının altını elektronik bir sistemle donatmışlar, duvar rengini beyaz ve kahverengi olarak değişebilir yapmışlar. Arka fon beyaz kullanıldığında, insanlar müzede yavaş hareket etmiş, daha uzun kalıp, daha az alanda dolaşmış­lar. Arka fon kahverengiye dönüştürüldüğünde ise daha hızlı hareket edip, daha az alan dolaşmış ve müzeyi daha kısa sürede terk etmişler.Renklerin insanlar üzerindeki yadsınamaz etkisini fark eden ve bilimsel çalışan batılı şirketler bunu bilinçli olarak iş yaşamlarında sıklıkla kul­lanmaktadır. Mc Donaid's, Burger King, Kentucky Fried Chicken ve buna benzer dünyadaki pek çok ünlü "Fast Food" restoranın sandalye­leri ve masaları kahverengi, duvar boyaları ise kahverengi-şampanya-pembe karışımıdır. Uzun süre oturulacak, keyifle yemek yenecek bir restaurantın bu renkleri kullanmaktan muhakkak ki kaçınması gerektiği aşikârdır.
--------------------------------------------------------------
TURKUAZ: Türklerin çinilerde kullanarak renk âlemine kattıkları bir renktir, için­de büyük bir güç ve sessiz bir ihtişam barındırır. Adeta ateşin dışavuru­mudur, ama bir "iç ateş"tir ve soğuktur.
--------------------------------------------------------------
MOR:Başka hiçbir renk mor kadar gizem dolu olamaz. Üzgün, melankolik ve onurludur. Siyah, yokluğa karşılık geliyorsa, mor da kıskançça sakladı­ğı sırlara. Işıklanınca leylak olur. Böylece gizemden sihirliye, ciddiyet­ten kırılganlığa dönüşür. Leylak kendini ifade etmekte mor kadar ce­sur değildir. Mor bizi özlediğimiz çocukluğun rüyalarına ve fantastik dünyasına götürür. Nekrotik duyguların rengidir. Bu duyguları açığı çı­kardığı, insanları bilinçaltında korkuttuğu da tespit edilmiş bir renktir.
--------------------------------------------------------------
BRONZ:Genelde negatif bir etkisi vardır. Tepki almak istendiğinde işe yarar, iç­ki reklâmlarında belki biraz da içkinin rengine benzeşmesinden de sık­ça kullanılır. Altını ve parayı çağrıştırmasından zenginlik, güç ve ihtişa­mı, metalik renginden dolayı sağlamlığı çağrıştırır. Bu etkisinden dola­yı birçok bankanın logosunda kullanılmıştır.
--------------------------------------------------------------
SiYAH : Gücü ve tutkuyu temsil eder, soyludur. Bizde ve batıda siyah matemi temsil eder, oysa Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Siyah, Johnnie Walker Black Label’da olduğu gibi, lüksün rengidir.Renklerin psikolojik özelliklerinden yola çıkılarak tasarımlarda renk öğesi kullanılabilir, Ancak, bu kavramlara bir tasarımda nasıl işlerlik kazandırılacağına dair formüller ne yazık ki yoktur.
--------------------------------------------------------------
BEYAZ : istikrar, devamlılık ve temizliği simgeler. Siya­hın tersine dışadönüktür.
--------------------------------------------------------------
GRİ: Bir karakteri yoktur, donuktur ve arkaplandadır. Ne beyaz kadar imkân dolu, ne de siyah ka­dar hareketsiz. Kuşkulu, kararsız ve tarafsız bir ruh halinin rengi. Ener­ji yoksunluğu ve kararsızlığın işaretidir. Adeta yaşlılık ve yaklaşmakta olan ölümü davet eder. Soluk bir gri korku ve efkâr, koyu gri kir, hastalık ve umutsuzluğun ifadesidir. Diplomatik ve ağır bir renktir ama ciddiyeti yanında hareketsizliği ve yavaşlığı da temsil eder. Gri bütün renklerle kombine olabilir.

--------------------------------------------------------------

Grafik tasarımcı renk seçiminde şu üç unsuru dikkate almalıdır:

1- Rengin kültürel çağrışımını, (renkler kültürel açıdan ele alındıklarında da değişik kavranılan çağrıştırırlar. Mesela, altın sarısı Doğu kültürlerinde kutsal renk sayılırken, bazı Batı toplumlarında korkaklığın ve ihanetin simgesi olarak kabul edilir.)

2- Hedef kitlenin renk tercihi, (Mesela bankacılık sektöründe öncelik güven olduğu için genellikle yeşil tercih edilirken, otomotiv sektörü söz konusu olduğunda otomobilin özelliklerine göre renk seçiliyor; örneğin spor bir model ise, kırmızı gibi hıza dair, heyecan uyandıracak renkler tercih ediliyor. Gıda sektöründe, tüketilen herhangi bir gıdanın rengi, yani insanlarda iştah uyandıran sarı, turuncu, kırmızı gibi renkler daha etkili olabiliyor. Kısacası, hedef kitlenin ne hissetmesi istendiğine karar verilip bu doğrultuda renk seçiliyor. Renk seçimi dönemsel olarak da değişiklik gösterebilir)

3- Firma ya da ürünün karakteri, (Firmanın özellikleri doğrultusunda, örneğin Hilton logosunu laciverte çevirirken insanların kafasında büyük kuruluş imajı yaratmak istemiştir)

4- Tasarımdaki yaklaşım biçimi (tasarımcının yaklaşımı)

Tasarıma Başlarken

Yıl 1997 izmir Göztepe Meslek Lisesi Grafik Tasarım Bölümü son sınıftayım, o zamanlar Ege Bölgesinde yüksek tirajla satılan Gazeteege’de reklam departmanında staj yapıyorum, şu anda İzmir Yaşar üniversitesi olan eski taş bina. Meslek lisesinde olduğumdan haftanın 3 gününü orda geçiriyor geriye kalan 2 gün ise okula gidiyordum. Staj dediğim de öyle üniversite stajı gibi bir ay, iki ay değil tam 8 ay sürdü. İlk birkaç ay imaj bank kataloğundan görsel aramakla ve diğer gazetelerdeki basın ilanlarını taramakla geçti. Öyle ki tüm gazetelerde çıkan ilanları tanıyıp, çözümler hale gelmiştim. Hangi reklam ajansları hangi firmalarla çalışıyor ve tasarıma yaklaşım biçimleri nasıl? Daha sonra tasarım aşamasını müşteri temsilcisinden grafik tasarımcının önüne gelene kadarki evreyi takip etmekle geçti. İş geliyor, görsel yönetmen, metin yazarı ve tasarımcılar birlikte toplantı yapılıyor, çizimler taslaklar hazırlanıyor. Bu evre hep sus pus oturduğum bir dönemdi.
O zamana kadar hiç bilgisayarda tasarım yapmamıştım. Okulda her türlü tasarımı elimizle rapido ve guaj boyalarla yapardık. İlk macintosh bilgisayarla tanışmam bu dönemde oldu, photoshop henüz 3.0 ve freehand de hala aldus da idi fakat biz freehand yerine Quark X press vardı ve gazetenin sayfalarını onunla hazrılardık, photoshop'ta da renkli ilanları hazırlardık. Kendime ait bir bilgisayar olmadığı için grafik tasarımcı abla ve abiler ya da art direktör yerinden kalkar kalkmaz bilgisayarının başına geçiyordum. sonra bana da bir bilgisayar verdiler, eskiydi ama olsun. Neyseki tasarım yapmaya başlamıştım. İlk önce gazetede seri ilanlar bölümünde çıkan çerçeveli ilanları tasarlıyordum. Sadece siyah beyaz ve tipografiden oluşuyordu bu tasarımlar. İlk aşamayı geçmiştim, tipografik anlamda çözümlemiştimki ilk renkli ilanım geldi, çeyrek sayfa renkli bir tasarım, o kadar çok uğraştım ki bu tasarım üzerinde toplantılara bile girmeyip hatta yemeğe bile gitmemiştim. En iyisini yapmalıydım. Tasarım bittikten ve onaylandıktan sonra sayfaya çaktım (yerleştirdim). Ertesi günü sabırsızlıkla beklediğimi hiç unutmuyorum. Böylelikle ilk tasarımımıda yapmış oldum. Sekizinci ayın sonunda stajım bitmeye yaklaşmıştı ki, toplantıda benimle onlarla kalıp çalışmaya jr grafik tasarımcı olarak devam etmemi istediler. Ama benim hedefim üniversite eğitimi almak olduğu için, desen eğitimime devam ederek yazın yetenek sınavlarına hazırlanacağımı söyleyerek gazeteden ayrılmıştım.

Grafik Kavramlar

Favicon / Sıksimge Nedir?
Favicon, web sayfalarının adres kısmının başında bulunan minik logodur. Sayfa favorilere yada sık kullanılanlara eklendiği zaman isminin yanında yer alır ve o sayfanın bulunmasını kolaylaştırır.
-----------------------------------------------------------------------------------
Recto: süreli yayın ya da benzerlerinin sağ taraftaki sayfasıdır. Sayfa 1, sürekli olarak recto üzerindedir yani sağ tarafa denk gelir ve rectolar sürekli tek sayfa sayısını taşır. Verso ise tam tersine kitabın sol taraftaki sayfasıdır.
-----------------------------------------------------------------------------------
Degrade
Grafik Tasarım programlarında gradient olarak da bilinen Degrade, siyahtan beyaza giden tram; koyu renkten açık renge ya da bir renkten başka bir renge geçiş işlemidir. Daha çok değişik zemin uygulamalarında tercih edilir. Bir amblem yada logoda degrade, baskı açısından lekesel etki vermediği için kullanılmamalıdır.
-----------------------------------------------------------------------------------

Filigran
Kullanılan malzemenin zeminine açık renk tonlarında basılan çizgi, resim, yazı ve benzeri şekil veya biçimlerdir. Ayrıca Filigran, bazı kağıtların dokusunda bulunup ışığa tutulunca görülürler. Filigran, bir resmin yada paranın kopya edilememesi için uygulanır.
-----------------------------------------------------------------------------------

Lorem ipsum




Lorem ipsum, biz tasarımcıların, tasarımın eskiz aşamasından itibaren taslağı oluştururken kullandığımız taklit yazı (text) bloğudur. Çalışmanın taslağına Lorem ipsum'u , metin bloklarını yerleştireceğimiz yerlere, hangi punto ve hangi yazı karakteri olması gerektiğini belerileyerek yerleştiririz. Lorem ipsum'u kullanma sebebimiz örneğin tasarıma bakan müşteri yada art direktör olsun, dikkatinin yazının içeriği doğrultusunda değil de genel anlamda tasarıma odaklanmasını sağlamak istememizdir. İşte bu anlamda tasarımın bir bütün olarak algılanması ve dikkatin metine kaymaması için tasarımcılar Lorem ipsum'u, 1500' lü yıllardan itibaren bu amaçla kullanmışlardır.

Günümüzde de tasarımcılar sembolik yazı bloklarını oluştururlarken "Lorem ipsum" kullanırlar. Hiçbir dilde anlamı olmayan, ancak harflerin düzenlenişi bakımından doğal bir metin (text) görünümü veren 'Lorem ipsum" kullanımı, inandırıcı sunum taslakları hazırlayabilmesi için tasarımcıya yardımcı olur. Tasarım yüzeyindeki tipografik düzenlemenin yerine kullanılan bu taklit yazı bloğu aşağıdaki gibidir;

"
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit. Nunc sollicitudin nibh porta erat. Duis condimentum lorem vitae felis. Mauris id felis et sem blandit pellentesque. Nulla facilisi. Phasellus hendrerit, lectus at aliquam tristique, ante odio consectetuer felis, at molestie quam arcu sit amet ligula. Nunc scelerisque. Duis ipsum. In posuere risus quis nibh. Nulla facilisi. Nulla facilisi. In justo turpis, consectetuer eu, gravida sed, vehicula adipiscing, urna.
Cras in diam. Sed molestie est in mauris. Nullam nunc. Quisque metus tellus, tristique mattis, convallis pretium, hendrerit ut, dolor. Duis rutrum consequat erat. Nam tempor nisl a pede. Nulla scelerisque vulputate metus. Vestibulum ornare egestas felis. Duis id turpis. Nunc orci tellus, cursus ac, placerat quis, semper sit amet, leo. Etiam sodales. Nulla facilisi. Duis malesuada arcu eget ante. Nam porttitor. Nulla et mi. Donec pharetra, metus ut euismod varius, turpis purus varius neque, dignissim tincidunt neque diam sed risus. Praesent lobortis ornare metus. Cum sociis natoque penatibus et magnis dis parturient montes, nascetur ridiculus mus. Nullam commodo.
Duis euismod mollis libero. Nunc orci. Quisque eleifend, tellus a scelerisque iaculis, nunc dui pellentesque leo, in tincidunt arcu est in erat. Vestibulum arcu nisl, nonummy vel, tempor vitae, placerat et, diam. Cum sociis natoque penatibus et magnis dis parturient montes, nascetur ridiculus mus. Integer malesuada ligula nec erat. In sodales ultrices sem. Donec lacus nibh, cursus quis, ornare ac, dictum in, nisi. Duis placerat tortor sit amet purus. Proin augue. Praesent gravida euismod mauris. Nullam mollis eros vel magna.
Vestibulum dignissim. Suspendisse sollicitudin. Aliquam erat volutpat. Phasellus condimentum, ipsum vitae rhoncus lacinia, justo risus viverra lorem, consequat cursus arcu augue sit amet sem. Sed pellentesque augue in pede. Donec luctus nunc gravida tortor. Ut vestibulum dui. Duis quis sem id lectus luctus ultrices. Maecenas pulvinar pede at libero. Proin nec ipsum.
Suspendisse convallis quam a purus dignissim convallis. Cum sociis natoque penatibus et magnis dis parturient montes, nascetur ridiculus mus. Phasellus at ligula. Morbi dui urna, tristique eget, tempus quis, tempus vel, diam. Fusce quis erat. Aenean interdum nunc eget massa. Mauris purus erat, pharetra in, tincidunt vel, luctus a, justo. Nullam a dui nec risus rhoncus dictum. Sed ac nisi. Donec elit ligula, pulvinar et, rutrum quis, ultricies eget, quam. Nulla sed felis. Quisque nonummy tellus ut nunc. "

Son günlerde web 2.0 üzerinde yapılan tasarımlar için çağımıza uyarlanmış ve yeni bir Lorem İpsum türetilmiştir. Lorem İpsum 2.0 adıyla kendni duyuran bu taklit yazı bloğu
MIT Advertising Lab blogunda daha önce bu Web 2.0 markaları ve oluşturdukları dille ilgili bir haberlerden esinlenerek yola çıkan Mike Lee, işte bu Web 2.0 sitelerinin adlarını ve hecelerini kullanarak yazdığı programda yeni ve güncel Lorem Ipsum metinler üretiyor. İşte size aşağıda örnek bir paragraf... Lorem Ipsum'dan sıkılanlara bir alternatif olabilir düşüncesiyle sizlerle paylaşıyorum.

"Eskobo goowy manjam. Guba simpy bebo, zecco plazes moola gpokr. Idio moola umundo zingee jaxtr mikons foldera doostang! Soonr mog xuqa picasa wablet librivox calcoolate gpokr etsy. Meebo rollyo gataga, moo zingee geesee, fooky areae. Jangl loomia zapr meetro plazes megite tello. Vimeo bordee wikio furl zudeo klostu."

Grafik Tasarım ve Sanat Eğitimi

Grafik Tasarım Eğitiminde, Sanat eğitiminin öneminin gerekli olduğunu savunanlardanım. İyi bir sanat eğitimiyle yaratıcılığımızı geliştirebilir ve ortaya çıkarabiliriz düşüncesindeyim.Hele ki grafik tasarım alanında yaratıcı olmanın, sanat eğitiminin basamaklarını tek tek çıkarak elde edilebileceği görüşündeyim. Yaratıcılık, kendiliğinden oluşmaz, bir süreçtir. Leo Burnett'in bir zamanlar dediği gibi, "Reklâmcılıktaki tüm etkili orijinalliğin sırrı, yeni ve bilinmedik sözcük ve resimler yaratmak değildir; aksine tanıdık sözcük ve resimleri yeni ilişkiler içine yerleştirmektir." Buda belli bir görsel birikimle ve sanat eğitimiyle birlikte olur.

Ülkemizde Güzel Sanatlar Liselerinde ve Fakültelerinde Grafik Tasarım bölümlerinde, görüntü ve metin yoluyla anlatım, iletişim olanaklarının temel tasarım ilke ve elemanlarıyla birleştirilerek sanat eğitimi verilmekte. Bu eğitim, ilk olarak karakalem çalışmalardan başlayarak daha sonra boyama teknikleri, baskı teknikleri v.b. tekniklerin öğrenimi ve uygulamasıyla devam ederek ilerleyen sınıflarda yine sanat eğitimiyle birlikte bilgisayar destekli olarak verilmekte. Kısacası Grafik tasarım eğitimi sağlam bir Sanat eğitimiyle desteklenmektedir.
Günümüzde grafik tasarımcı, reklamcılıktan televizyon yayımcılığına, basından Internet’e çok sayıda iş alanında talep edilen bir meslek olarak öne çıkmaktadır. Her sektör için aranan grafik tasarımcı, estetik beğenisi gelişmiş, yaratıcı ve sağlam temeller üzerine kurulmuş bir sanat eğitimi almış olmalıdır.Grafik ürünlerinin anlatım gücü, söze dayalı anlatım gücünü aşmıştır. Aynı dili konuşmayan, yazmayan, hatta okuma-yazma bilmeyen insanlara grafik simgelerle aynı şeyleri anlatma olanağı vardır. Grafik sanatının temel işlevi bir mesajı iletmek, bir ürün ya da hizmeti tanıtmaktır. Görsel iletişim yoluyla yazı ve elemanları estetik kurallar çerçevesinde düzenlemektedir.İşte bu olanak, grafik sanatını çeşitli uzmanlık dallarını kapsayan bir meslek durumuna getirmiştir.
Grafik tasarım; reklâm dünyası, görsel medya, bilgisayar, fotoğraf, film sektörü, multimedya ve matbaacılık gibi pek çok alanı kapsamaktadır.Grafik tasarımı meslek olarak seçmek isteyenler; Öncelikle iyi bir sanat eğitimi almaları, bunun yanında görsel olarak vizyonlarını geniş tutmaları, grafik tasarım ürünleriyle ilgili bol örnek incelemeleri ve bir araç olarak grafik tasarım programlarını iyi kullanabilmeleri gerekmektedir.